Binlerce yıl önce, Herodot ve Plutarch yazdıkları tarihlerde Isparta toplumunu ölümsüzleştirdiler, fakat günümüzde bu antik kentten ve bu görkemli kültürün sosyal yapısından elimizde çok az veri var. Bu uygarlıktan kalan az sayıdaki antik izlerden biri de, Isparta kentinden binlerce mil ötedeki Termopilai adında küçük bir Yunan dağında bulunmaktadır. Isparta'nın en iyi savaşçılarından oluşan üç yüz kişilik ordusu, Pers İmparatorluğu' nun saldırılarına yürekli bir biçimde işte burada karşı koymuştu. Dağda bulunan basit bir dikili taş, onların gömüldüğü yeri göstermektedir.
Yazar Steven Pressfield bu taştan yola çıkmış ve Isparta söylencelerini akademik bilgilerle zenginleştirerek, kusursuz bir tarihi roman yazmış.Romanın anlatıcısı, bu destansı savaştan canlı kurtulmayı başarmış tek Isparta savaşçısı.
Ates Geçitleri; tarihi,gizemi ve dokunaklı aşk öykülerini bütünleştirip, yazındaki Homer geleneğini yirmi birinci yüzyıla taşıyan destansı bir roman.
Yorumlar:" Steven Pressfield M.Ö. 486 yılında Termopilai Savaşı'nda değildi. Ancak bu kitabı bitirdiğinizde orada olduğuna inanacak, kendinizi de bu savaşın tanığı olmuş gibi hissedeceksiniz."
- Nelson Demille-
"Termopilai Savaşı' nın tüyleri ürperten bir anlatısı."
-The New York Times-
MART 2001
ISBN 975-8509-13-6 397 sayfa
Fiyatı: 19.00 TL ;
Soğuk Savaş'ın gerilim dolu günlerinde iyi bir insan olmaya çalışan ve bunun sonucunda tarihin akışını değiştiren bir casusun şaşırtıcı öyküsü.
Lord Carling saygın ve sevilen bir insandır. Düzenlenen tüm komitelere ve televizyon programlarına katılır. Geçmişte işçilerin çıkarlarını düşünen ve Rusların Nazilere direnmesini hayranlıkla izleyen gizemli eski casus George Carling, dikkatleri yeniden üzerine çekmeye başlamıştır. Geçmişin bu gizemli casusunun sakladığı sırları açığa çıkarmak başka bir casusa düşer. Tim Mathews, Lord Carling'i daha iyi tanımakla görevlendirilir ve iki casus arasında beklenmedik sırların açığa çıktığı gerilim dolu bir öykü başlar.
Yorumlar:"Ted Allbeury, casus romanı yazarları arasında en iyisi, en gerçekçisi ve en yeteneklisidir."
- The Sunday Times-
"Albeury'nin karakterleri Greene ya da Maugham'ınkiler kadar gerçek."
- The Times-
"Bazı şeyler kalıcıdır. Ted Albeury de öyle. Art arda yayınladığı casus romanlarının üretken ve yaratıcı yazarı Britanyalı Allbeury, romanlarındaki kaliteyi hep korudu."
- The New York Times-
Kendisini, İngiliz romantik şiirinin öncülerinden William Blake'in ruhsal anlamda torunu olarak gören ve kendini mesih ilan eden birinin, rastgele işlediği cinayetler... Washington'da yaşayan sıradan bir ailenin vahşice talan edilmesi... Washington'daki cinayeti; Kansas ve Atlanta'daki benzer cinayetlerle ve bir çocuk kaçırma olayıyla ilişkilendirmeye çalışan polis ve dedektifleri... Oğlu kaçırıldıktan ve eşini kaybettikten sonra yaşamı yıkılan bir adamın melodramatik öyküsü...
İngiliz polisiye yazarları içinde çok ayrı bir yere sahip olan Michael Dibdin, bu romanında farklı yaşamlara sahip karakterleri bir araya getiriyor ve olabildiğince fazla bakış açısıyla, günümüzde yaşananlardan pek de farklı olmayan; tarikat cinayetleri, insanların psikolojik bunalımları, aile bağları ve her şeyin ötesinde, sevginin yer ve zaman tanımayan gücünü büyük bir ustalıkla gözler önüne seriyor.
Yorumlar:"Dibdin, dehasını yine sonuna kadar kullanmış... Ustanın olağanüstü bir başyapıtı."
- Sunday Telegraph-
"Büyüleyici bir gerilim ve vahşetin doğasını tüm çıplaklığıyla sergileyen usta işi bir roman."
- Mail on Sunday-
Sırlarla dolu bir sofra çok şık bir akşam yemeği partisinin neşesi, yemeği veren ev sahibinin kız kardeşinin beklenmedik ziyareti ile kaçar. Clarrie her zaman tuhaf davranışlar sergileyen biridir, fakat o akşam her zamankinden daha dengesiz davranışlarda bulunur. Alex ve Tilda Stone'un evlerine davet edilmeden gelmesinin gizli bir nedeni vardır ve bunu açıklamak için uygun zamanı kollar. Akşam yemeğine katılanlar içinde, tek sırrı olan kişi Clarric değildir. Her konuğun, ötekilerden gizlediği bir sırrı vardır. Clairre'nın sofrada sergilediği tuhaf davranışlar, herkesin sırlarının istenmedik bir biçimde ortaya dökülmesine neden olur. Oldukça dingin ve saygın geçmesi beklenen akşam yemeği, tamamen bir karmaşaya dönüşür ve herkesin kirli çamaşırları ortaya çıkar. Bu kirli çamaşırlardan biri de, cinayettir...
Yalanlar, aldatmalar, görünürdeki kalabalığın içinde yaşadığımız yalnızlıklar...
Günümüz toplum yapısında çarklar arasında sıkışıp kalmış bireyleri ve sosyal ilişkileri sorgulayan, üstün bir gözlem yeteneğiyle yazılmış bu şaşırtıcı romanın etkisinden uzun süre kurtulamayacaksınız.
Yorumlar:"Çok şık bir öykü; büyük bir duyarlılıkla ve rahatlıkla anlatılmış."
- The Guardian-
"Anna Davis'in bu ilk romanı, aniden kırılan bir camın şangırtısını andırıyor."
- The Times-
"Görünürdeki sıradanlık, ancak bu kadar vahşete bürünebilir!"
- Publishing News-
AĞUSTOS 2001
ISBN 975-8509-18-7 246 sayfa
Fiyatı: 12.00 TL ;
Pressfield'in ilk kitabı Ateş Geçitleri'nde anlatılan Isparta ve Termopilai savaşlarından 50 yıl sonraki dönemi ele alan Savaş Dalgaları, Yunan tarihinin belki de en dramatik dönemini gözler önüne sermektedir. Bu dönem, Perikles, Sophokles ve Sokrates'in yaşadığı dönemdir. Atina şehir devleti güçlenmiş ve Isparta'yı tehdit etmeye başlamıştır. Yaşanan bu çalkantılı dönemde, yaptıklarıyla herkesin dikkatini çeken ve Atina'yı neredeyse yıkan bir adam vardı: Alkibiades. Başarılı bir komutandı, son derece güçlüydü, yakışıklıydı ve aynı zamanda da üstün bir zekaya sahipti. Ispartalılar'la savaşmak için Atinalılar'ı ikna edemeyince, Ispartalılar'ın yanına gidip Atinalılar'a karşı savaştı.
Sonunda Atina için öyle büyük bir tehdit haline gelmeye başladı ki, Atina şehir devleti suikast yoluyla onu ortadan kaldırmaya karar verdi. romanda iki anlatıcı yer almaktadır: Alkibiades ile çalışan Polemides ve Polemides'i suçlasa da, onun hapisten kaçmasına yardım eden Jason adında bir soylu.
Savaş Dalgaları, yazarının usta işi anlatımıyla, bize, savaşın bağımlılık yaratan bir cehennem olduğunu bir kez daha anımsatıyor.
Yorumlar:"Büyüleyici, tarihsel açıdan doğru... Pressfield usta bir romancı, özellikle politik çalkantılarla dönemleri ve savaş sahnelerini betimlemekte gerçek bir deha!"
-Publishers Weekly
"Antik Atina'nın, çarpıcı bir tablosu..."
-USA Today
"...bir yazarın tarihin gerçek olaylarını aktaran bir roman yazarken nelere dikkat ettiğini ve tarihi fonda en ince ayrıntıları nasıl bir dantel gibi işlediğini haylanlıkla görüyorsunuz!"
-Hıncal'ın Yeri, Hıncal Uluç, SABAH
İngiltere'de Hıristiyanlığın kurucusu olarak görülen Yunan asıllı Aziz Theodoros, Avrupa'nın en karanlık çağında, 7. yüzyılda dünyaya geldi. Bizans İmparatorluğu, din çatışmaları ve iç savaşlar nedeniyle zayıflıyordu. Antakya kentinde doğan ve putperest ailesi Hıristiyanlığı kabul etmediği için öldürülen küçük Theodoros bir manastırda yetişir. Yaşamı savaşlardan ve tehlikelerden kaçmakla geçer ve sonu gelmez bir yolculuğa dönüşür.
Theodoros, Doğuda acımasızlığı ve savaşın yıkımını görür. Konstantinapolis'te saray entrikalarına karışır, Roma'da aşkı ve sürgünü tanır. Sonra, neredeyse rastlantı sonucu, kendisine, tüm yaşamını değiştirecek olan görev verilir. Theodoros'un içinde otoriteye karşı bir başkaldırı vardır ve dinsel kuşkuları ile tutkuları, içten içe kafasını karıştırır. Papa tarafından Canterbury Başpiskoposu seçilir ve yarı putperest olan Anglosaksonları uygarlaştırmak üzere İngiltere'ye gönderilir.
Theodoros, kendisinden beklenmeyen bir başarı gösterir ve sevgilisi Hadrian'ın yardımıyla, birçok açıdan günümüze dek aynı biçimiyle ayakta kalan İngiltere Kilisesini kurar. Yaptığı tüm önemli işlere karşın, kendisinden önce gelen etkisiz Aziz Augustine ve ezeli rakibi ve düzenbaz politikacı Aziz Wilfrid kadar iyi tanımayan Theodoros'un yaşamı, dünyanın yıkımlarla, savaşlarla, dinsel tartışmalarla ve siyasi oyunlarla çalkalandığı ilginç bir dönemi de gözler önüne sermektedir.
Yorumlar:'Büyüleyici bir tarih, dokunaklı bir aşk öyküsü...'
-The Daily Telegraph-
'Dönemin savaşları ve dinsel tartışmaları, günümüze ışık tutuyor.'
-The Times-
'668 yılında Canterbury Başpiskoposu olan Tarsuslu Aziz Theodoros'un yaşam öyküsü, Doğunun ve Batının buluştuğu büyüleyici bir tarihi panorama çiziyor.'
-The Independent-
Dünyanın en sevilen portrelerinden biri olan ve 'Hollanda'nın Mona Lisa'sı olarak tanımlanan, Felemenkli ressam Jan Vermeer'in 'İnci Küpeli Kız' adlı portresi, büyük bir gizem taşımaktadır. Portredeki model kimdi ve neden resmi yapıldı? Bize bakarken aklından neler geçiyor? O iri gözleri ve esrarlı gülümsemesi masum mu yoksa baştan çıkarıcı mı? Ve neden inci bir küpe takıyor?
Tracy Chevalier'nin, sanatsal bakış açısı ve duygusal uyanış üzerine kurduğu 'ışık' dolu bu romanda, tarih ve kurmaca kusursuz bir biçimde bir araya geliyor. On altı yaşındaki Griet'in gözünden, 1960'lı yılların Hollandası, Vermeer'in en ünlü resimlerinden birine ilham veren geçn kadının düşlerle dolu portresiyle, baş döndürücü bir biçimde canlanıyor.
Yorumlar:
KASIM 2002
ISBN 975-8509-60-8 240 sayfa
Fiyatı: 12.00 TL ;
İtalya'da Como Gölü kıyısında ola,sislerle kaplı bir villada,İtalyan bir soylu beyefendi,genç bir İngiliz tenorueğiterek sahnelere hazırlamaktadır.Villadaki kıs birliktelikleri, içlerinden birinin vahşice öldürülmesi,ötekisinin de ortadan kaybolmasıyla sona erer.
Ve sahneye,Kate Ross.2un ünlü dedektif karakteri Julian Kestrel girer.Eskiden kapkaççılık yapan yardımcısı Dipper ile bir Avrupa turu yapan Julian Kastrel,bu cinayet olayı ile yakından ilgilenir.Şüpheliler arasında eşini aşığıyla terk etmiş bir kadın,İtalya'daki Avusturya yanlısı yetkililere tepki duyan liberal bir soylu,alaycı bir Fransız beyefendi ve Kestrel'in düşlerini de süsleyen güzel ve çekici bir kadın bulunmaktadır.Kestrel kendisini kısa bir sürede,Avusturya karşıtı gizli Carbonari ajnalrı ve onların karşısında duran Avusturya polislerinin arasında bulur.Fakat tüm bu anlaşılmaz olayların ortasında,yalnızca'Orfeo'olarak bilinen gizemli bir tenor bulunmaktadır.Orfeo gizli bir ajan mıydı?Gözüpek bir serüven tutkunu muydu?Yoksa kıskanç bir aşık mı?
Katil yeniden ortaya çıkdığında,bu sorular ayrı bir önem kazanıyor.Ve Kestrel gerçeği ortaya çıkartmaya giriştiğinde,kendisini de bir sonraki kubanın yerine koyuyor.
Yorumlar:"Kate Ross'ın olağanüstü bir tarihi ve dedektif romanı yazarı olmasının nedeni,yazdığı dönemi çok iyi bilmesi ve hissedebilmesidir."
"Publishers Weekly"
"Müzik Şeytanı,yazarın en iyi romanı!Dedektif romanı okurlarının aradığı her şey burada:romantik
bir gizem,gerilim,baş döndürücü bir bilmece ve Julian Kestrel'de hayat bulan derinlikli bir dedektiflik
karakteri."
"Sarah Smith"
"Karmaşık ve zekice örülmüş bir cinayet gizemi.Süprizlerle dolu.1820'li yıllar,çarpıcı bir biçimde betimlenmiş."
"The New York Book Revivew"
Geçmişin tamaman unutulamayacağını gösteren,karmaşık,karanlık ve duygusal bir dram!
Yirmibeş yıl önce,heniz on bir yaşındayken Dave Boyle bir arabaya biner.Dört gün sonra geri geldiğinde,Sean Devine ve Jimmy Markus ile olan arkadaşlıklarını artık sürdüremeyecektir.Dave,gizemli bir biçimde değişmiştir.Olayın ardından yirmi beş yıl geçtikten sonra,Sean bir polis olmuştur.Jimmy ise,çetelerle bağlantısı olan sabıkalı bir esnaftır.Jimmy'nin kızı Katie ölü bulunduğunda,bu üç adam,hiç birinin yüzleşmek istemediği geçmişle karşı karşıya kalır.Lehane,bu gizemli cinayeti,insanilişkilerinin çarpıcı ağı içinde ustaca ele alıyor.Okurlara salt gerilim romanı değil,akıllardan kolay kolay çıkmayan,psikolojik bir gerilim sunuyor.
Yorumlar:Hemingway veChandler gibi yazarlarla karşılaştırılan usta yazar Lehane,kara mizahı ve gerilimi çarpıcı bir biçimde birleştiriyor!
'Dennis Lehane,bu ülkedeki en iyi gerilim romanı yazarlarından biri olabilir.'
"Boston Magazine"
'Güçlü,dokunaklı ve şaşırtıcı bir roman.'
"Thw New York Times Book Review"
'Dennis Lehane kuşkusuz tahtın varisi...Özgün bir sesi var!'
"Micheal Connelly"
MART 2003
ISBN 975-8509-66-7 496 Sayfa
Fiyatı: 22.00 TL ;
Sara Macallan zehirlenerek mi ölmüştü?
Bunu kim yapmıştı? Amaç neydi ?
Miserrimus Dexter'in rolü neydi? Ne yapmak istiyordu? Eşinin hayatındaki sırların birer birer karşısına çıkması çıkması Valeria Woodville'in mutluluğunu gölgelerken merakını da kamçılamaktan geri kalmaz Kocasının engellemesine karşı çıkarak dönemine göre olağan dışı bir hukuk savaşı başlatır.Araştırmaları uğruna sağa sola savrulurken dişiliğini de kullanmaktan çekinmez. Bundan biraz utanmakla birlekte inadı ve cesaretiyle, engelleri aşmaya çabalar.
İyi ve kötü yönleriyle İngiliz yazınının ilk kadın dedektifi olarak karşımıza çıkar.
Yorumlar:
MAYIS 2003
ISBN 975-8509-71-3 368 Sh.
Fiyatı: 16.00 TL ;
iSA'NIN DOĞUMUNDAN BERİ 451 YIL GEÇMİŞTİ.
BÜYÜK BİR UĞULTU...
KILIÇLARIN,TUNÇLARIN BİRBİRİNE ÇARPMASINDAN ÇIKAN ŞAKIRTILAR,ARABA GICIRTISI,ŞARKI SESLERİ BİRBİRİNE KARIŞIYOR,
ÖNÜNDE,BÜTÜN DÜNYAYA MEYDAN OKUYAN ATİLLÂ'NIN DOKUZ VE SUNGURLU BAYRAĞI DALGALANAN BİR ORDU DOĞUDAN AKIYOR.
AKIN!.. AKIN!.. AKIN!..
Yorumlar:
KASIM 2003
ISBN 975-8509-89-6 208 Sh
Fiyatı: 9.00 TL ;
" BAYRAĞINI DÜŞMANA KAPTIRMA!
" YURDUNA YABANCI AYAK BASTIRMA!
" DÜŞMANIN VERDİĞİ ÖĞÜTLERE KANIP KARDEŞLERİNİ KÜÇÜK GÖRME!
" YURDUNU BIRAKIP YAĞIYA YANAŞMA!
" EY BÜYÜK TÜRK TÜRK ULUSU"
DÜNYADA YAPAMAYACAĞIN HİÇ BİR ŞEY YOKTUR;
ÇÜNKÜ SEN GÜLTEKİN GİBİ KAHRAMANLAR YETİŞTİRMİŞ BİR ULUSUN OĞLUSUN! BUNU BÖYLE GÖR,BÖYLE DİNLE! BAYRAĞIMIZIN RENGİ SOLMASIN,GÖLGELİCE KABA AĞACLARIMIZ KESİLMESİN,ULUSUMUZUN ARASINA İKİLİK GİRMESİN,YURDUMUZA YAĞI AYAK BASMASIN,
EY BÜYÜK TÜRK ULUSU!...
Yorumlar:
KASIM 2003
ISBN 975-8509-90-X 175 Sh
Fiyatı: 8.00 TL ;
-UĞUR OLA BAHADIRLAR! BİR DAHA BİRBİRİMİZİ GÖRMEYECEĞİZ.TANRI SİZE ALKIŞ VERSİN!
KILIÇLAR KALKTI,BAŞLAR EĞİLDİ.ÖNDE,TARİHİN EŞİNİ YETİŞTİRMEDİĞİ YÜCE HAKAN,HEPSİ;AŞK UĞRUNDA HER ŞEY,PARA,RÜTBE,ÜN,KAHRAMANLIK GİBİ BÜTÜN DEĞERLERİ BİR TEKMEDE YIKAN BU BAHADIRI SELÂMLADILAR.
-SELEM YİĞİT OTSUKARCI!
TIPKI BUNDAN YILLARCA ÖNCE TÜRKİSTAN'DAN GÜN BATISINA GİDİŞ GİB;ARDINDA KIZIL TUĞ'U DALGALANDIRAN ÇAKIR,GÖĞSÜNDE SEVGİLİSİ,PAYAZA'YI SÜRDÜ;KAN RENGİNDE BAŞI DUMANLI DAĞLARA DOĞRU VURDU GİTTİ...
Yorumlar:
OCAK 2004
ISBN 975-8509-88-8 256 Sh
Fiyatı: 10.00 TL ;
-VURUN! DİYE HAYKIDI.
BU TEK ADAMA KARŞI YÜZLERCE,BİNLERCE ASKER VURMAK İÇİN KURŞUNLAR.
YAĞDIRDILAR. O BELKİ VURULMUŞTU,BELKİ VURULMAMIŞTI. FAKAT ATINI SÜRMÜŞ
ÜZERLERİNE DOĞRU GELİYORDU.TEK AKINCI BAŞINDA KANLI SARGILAR,SON ŞARI DA YAKMAK, SON KALEYİ DE VURMAK İÇİN TEK BAŞINA YÜRÜYORDU.
BİRKAÇ KERE ATININ ÜZERİNDE KAYDI,YA ŞİMDİ VURULMUŞTU,YA BURAYA GELİRKEN YARALIYDI. BU KAHRAMAN ADAM, ÖLÜME BİLE BİLE YÜRÜYORDU. BİRDEN NASIL OLDU. YAN SOKAKLARDAN ÜÇ ATLI KOPTU. ÜÇ YÜZ ASKERİN KAVGA GÜRÜLTÜSÜNÜ BASTIRDI:
-BİZ DE VARDIK MALKOÇOĞLU! ÇAL KILICINI KORKMA! DİYE BAĞIRDILAR. BİZ DE GELDİK...
Yorumlar:
OCAK 2004
ISBN 975-8509-87-X 144 Sh
Fiyatı: 7.00 TL ;