KAYIP HAYATLARIN ANLATISI

Öyküyü bir uğraş değil hayatının bütünü olarak gören bir yazar Recep Kayalı. Türk öyküsüne katkı sunmaya devam eden yazarın yeni kitabı “Kamburuma Üç Sebep”, Bilge Kültür-Sanat etiketi ile raflardaki yerini aldı. Eser sekiz öyküden oluşuyor. Yazarın mizah anlayışı ile gerçeklerin acımasızlığı sizi daha ilk öyküden karşılıyor. Kitaba ismini veren “Kamburuma Üç Sebep” eserin ilk öyküsü. Önce yanı başınızdaki gerçekliğin resmiyeti ile tanışıyor sonrasında da yerinizden kalkıp bir kitaba bir de kendinize bakıyorsunuz. Mahallenizde, apartmanınızda, iş yerinizde, yanı başınızda duran bir öykü dünyasının içinde yaşadığınızı fark ediyorsunuz.

Küçük Kahramanlar

Her öykü sonunda boğazınıza düğümlenen bir şeylerin varlığını hissediyorsunuz. O his sizi alıp öykünün parçası yaptığı için kendinize söylenip kızıyorsunuz. Öyküler yanı başınızda kaybolan hayatları gözler önüne seriyor. Görmediğiniz ama yaşayan bir gerçeklik ile karşılaşıyorsunuz. Öykülerdeki kahramanlar belki de her gün karşılaştığınız dikkate alınmayan küçük insanlar. Ancak bu insanlar Recep Kayalı’nın öykülerinde birer kahramana dönüşüyor. Hüma Kuşu’nu gören ya da kamburunda dünyalar saklayan bir baba. Kayalı, “Persona Non Grata” öykünün içinde zaman kavramını bambaşka bir biçimde işliyor ve bilinç akışını istediği gibi harmanlayabiliyor. Kitabın genel ekseninde de kullandığı bu teknik ile yakaladığı ivmeyi kendine has bir üsluba dönüştürmeyi başarmış. “Önce Dağlar Kar Tutar” öyküsü bir gencin aile içinde kendini bulma çabasını anlatıyor. Boşanmış bir ailenin çocuğu olan genç, âşık olmaya çalışıyor. Bir çocuk aşk ve sevgiyi önce ebeveynlerinde görür. Peki ya hayatınızda o sevgi hiç olmamışsa? Ya olması gerektiği zaman da hep eksik kalmışsa, o zaman ne yapardınız? Yine bölümlere ayırarak zaman kavramından oyunlar oynayan Kayalı, öyküdeki başarısını sergiliyor.

Yüzleşme Sağlıyor

Recep Kayalı’nın kalemindeki maharetlerden birisi atmosfere özgü cümle trafiği oluşturabilmesi. Metinlerin öykü içinde birbirini tamamlayan geçişleri öykücünün başarısını taçlandırıyor. Öykünün mesaj içerip içermemesi sürekli tartışılmış ve hâlâ cevaplanabilmiş değildir. Mesaj içermesi bir öyküyü daha değerli kılabilir fakat asıl maharet bunu okura hissettirmeden yapmakta. Kayalı bunu da çok iyi başarıyor. Sahip olduklarınıza, imtihanlarınıza, anlam veremediğiniz hayatlara yeni bir yorum getirebilmeniz için size sesleniyor. Yazar bilinçaltında yatan anılarınızı kör kuyularından çıkartmakla uğraşıp kendinizle yüzleşmenizi istiyor.


Kendine has üslubunu öyküsüne başarıyla yediriyor Kayalı. Bir yazar için görülmesini istediği en önemli noktalardan birisidir, kendi sesini duyurmak. Günümüz öyküsünde de bu yüzden ayrı bir yer tutuyor. Gölgelere sığınmamış ve kendini bulma yolunda uzun uğraşlar vermiş olan Recep Kayalı gerek işlediği temalarda gerekse kendine has üslubuyla kuşağı içinde öne çıkan yazarlardan biri.

Hasan Hakan Boyraz

Yeni Şafak Kitap Eki

15.11.2020