II.İzzeddin Keykâvus (1246-1279) -Moğol Gölgesinde Bir Selçuklu Sultanı-

Stok Kodu:
9786255541901
Boyut:
13,5x21
Sayfa Sayısı:
184
Basım Tarihi:
Ağustos 2026
Kapak Türü:
American Cilt, Karton Kapak
Kağıt Türü:
Kitap Kağıdı
Kategori:
350,00TL
9786255541901
363277
II.İzzeddin Keykâvus (1246-1279)
II.İzzeddin Keykâvus (1246-1279) -Moğol Gölgesinde Bir Selçuklu Sultanı-
350

  Türkiye Selçuklu Devleti’nin XIII. yüzyıl ortalarında Moğol İmparatorluğu’nun batı yönlü genişlemesiyle karşı karşıya kalması, Anadolu siyasetini yalnızca yerel değil, aynı zamanda Avrasya ölçeğinde bir güç mücadelesinin parçası hâline getirmişti. Batu Han’ın Altın Orda sahasındaki belirleyici rolü ve İlhanlı-Moğol düzeninin Orta Doğu’ya doğru genişleyen nüfuzu, Selçuklu coğrafyasını iki büyük Moğol güç odağının baskısı altında bırakmıştı. Bu durum II. İzzeddin Keykâvus’un saltanatını çok katmanlı bir diplomatik ve siyasi sıkışmışlık içine sürükledi.

Henüz çocuk yaşta tahta çıkan Keykâvus, saray içi rekabetlerin, uç bölgelerde güç kazanan Türkmen hareketlerinin ve Moğol emîrleri Baycu Noyan gibi figürlerin Anadolu’daki askerî varlığının gölgesinde devlet otoritesini korumaya çalıştı. Batu Han’ın Altın Orda üzerinden kurduğu diplomatik ve askerî ağırlık, Selçuklu merkezinin yalnızca İlhanlılarla değil, kuzeydeki step siyasetiyle de yüzleşmesini zorunlu kıldı.

Bu dönemde Baycu Noyan’ın Anadolu’ya yönelen seferleri ve 1256 Sultan Hanı Savaşı, Selçuklu siyasi düzeninin kırılganlığını açığa çıkaran en önemli eşiklerden biri oldu. Moğol askerî baskısının artmasıyla birlikte merkezî otorite zayıflarken, Selçuklu hanedanı içinde ortaya çıkan bölünmeler ve emîrler arasındaki rekabet devletin manevra alanını giderek daralttı.

Keykâvus’un İznik’e sığınması bir sürgün olmanın yanı sıra Anadolu’da çok merkezli bir yönetimin oluşumunun da başlangıcıydı. İlhanlı otoritesinin yerleşmesiyle birlikte Selçuklu toprakları üzerinde vesayet düzeni kurulur hâle gelirken, Batu Han’ın Altın Orda üzerinden şekillendirdiği kuzey siyasetinin etkisi de dolaylı biçimde Anadolu dengelerini belirlemeye devam etti.

Buna rağmen Memlûkler, Altın Orda ve Bizans arasında yürütülen diplomatik temaslar, Selçuklu hanedanı adına yeni bir denge arayışını canlı tuttu. Ancak Bizans’ın dış politika yönelimindeki değişimler ve İlhanlı merkezinin Anadolu üzerindeki tahakkümünü kurumsallaştırması, bu girişimlerin kalıcı bir sonuç üretmesini engelledi. Böylece Anadolu, Moğol çağında farklı güç merkezlerinin kesiştiği fakat Selçuklu siyasi iradesinin giderek sınırlandığı bir alan hâline geldi.

  1. İzzeddin Keykâvus’un hayatı yalnızca bir sultanın siyasi mücadelesi olarak değerlendirilmemelidir; Altın Orda’dan İlhanlı sarayına, Memlûklerden Bizans’a uzanan geniş bir güç mücadelesi içerisinde şekillenen bir iktidar, meşruiyet ve sürgün hikâyesi olarak da okunmalıdır.

  Türkiye Selçuklu Devleti’nin XIII. yüzyıl ortalarında Moğol İmparatorluğu’nun batı yönlü genişlemesiyle karşı karşıya kalması, Anadolu siyasetini yalnızca yerel değil, aynı zamanda Avrasya ölçeğinde bir güç mücadelesinin parçası hâline getirmişti. Batu Han’ın Altın Orda sahasındaki belirleyici rolü ve İlhanlı-Moğol düzeninin Orta Doğu’ya doğru genişleyen nüfuzu, Selçuklu coğrafyasını iki büyük Moğol güç odağının baskısı altında bırakmıştı. Bu durum II. İzzeddin Keykâvus’un saltanatını çok katmanlı bir diplomatik ve siyasi sıkışmışlık içine sürükledi.

Henüz çocuk yaşta tahta çıkan Keykâvus, saray içi rekabetlerin, uç bölgelerde güç kazanan Türkmen hareketlerinin ve Moğol emîrleri Baycu Noyan gibi figürlerin Anadolu’daki askerî varlığının gölgesinde devlet otoritesini korumaya çalıştı. Batu Han’ın Altın Orda üzerinden kurduğu diplomatik ve askerî ağırlık, Selçuklu merkezinin yalnızca İlhanlılarla değil, kuzeydeki step siyasetiyle de yüzleşmesini zorunlu kıldı.

Bu dönemde Baycu Noyan’ın Anadolu’ya yönelen seferleri ve 1256 Sultan Hanı Savaşı, Selçuklu siyasi düzeninin kırılganlığını açığa çıkaran en önemli eşiklerden biri oldu. Moğol askerî baskısının artmasıyla birlikte merkezî otorite zayıflarken, Selçuklu hanedanı içinde ortaya çıkan bölünmeler ve emîrler arasındaki rekabet devletin manevra alanını giderek daralttı.

Keykâvus’un İznik’e sığınması bir sürgün olmanın yanı sıra Anadolu’da çok merkezli bir yönetimin oluşumunun da başlangıcıydı. İlhanlı otoritesinin yerleşmesiyle birlikte Selçuklu toprakları üzerinde vesayet düzeni kurulur hâle gelirken, Batu Han’ın Altın Orda üzerinden şekillendirdiği kuzey siyasetinin etkisi de dolaylı biçimde Anadolu dengelerini belirlemeye devam etti.

Buna rağmen Memlûkler, Altın Orda ve Bizans arasında yürütülen diplomatik temaslar, Selçuklu hanedanı adına yeni bir denge arayışını canlı tuttu. Ancak Bizans’ın dış politika yönelimindeki değişimler ve İlhanlı merkezinin Anadolu üzerindeki tahakkümünü kurumsallaştırması, bu girişimlerin kalıcı bir sonuç üretmesini engelledi. Böylece Anadolu, Moğol çağında farklı güç merkezlerinin kesiştiği fakat Selçuklu siyasi iradesinin giderek sınırlandığı bir alan hâline geldi.

  1. İzzeddin Keykâvus’un hayatı yalnızca bir sultanın siyasi mücadelesi olarak değerlendirilmemelidir; Altın Orda’dan İlhanlı sarayına, Memlûklerden Bizans’a uzanan geniş bir güç mücadelesi içerisinde şekillenen bir iktidar, meşruiyet ve sürgün hikâyesi olarak da okunmalıdır.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat