“Doğa, insanlığı iki egemen gücün yönetimine tâbi kılmıştır: Acı ve haz. Ne yapmamız gerektiğini göstermek kadar ne yapacağımızı belirlemek de yalnızca onlara aittir.”
Ahlakı ve hukuku dogmaların, batıl inançların ve keyfîliğin tekelinden kurtararak rasyonel bir temele oturtan Ahlak ve Yasama İlkeleri, felsefe, siyaset ve hukuk tarihinde sarsılmaz bir dönüm noktasıdır. İngiliz faydacı düşünür Jeremy Bentham bu eserinde, salt teorik tartışmaların etrafında dolanmakla kalmayıp insan eylemlerine yön veren temel güdüleri bir matematikçi titizliğiyle tartmaktadır.
Bir eylemi suç kılan şey tam olarak nedir? Kanun koyucunun elindeki güç, intikam arzusuyla mı yoksa toplumsal faydayı artıracak rasyonel bir hesaplamayla mı kullanılmalıdır? Bentham, insan eylemlerinin ardındaki asıl güdüleri, niyetleri ve bu eylemlerin yol açtığı somut olayları fayda ilkesinin süzgecinden geçirirken, hukuku sadece cezalandıran bir aygıt olmaktan çıkarıp toplumun toplam mutluluğunu artırmayı amaçlayan işlevsel bir araca dönüştürüyor.
Adalet terazisini soyut ideallerle değil, ölçülebilir bir haz ve acı denklemiyle kuran bu eser; yepyeni ve duru bir çeviriyle okurla buluşuyor. Dünün yasalarını anlamak için değil, bugünün adalet mekanizmalarını ve kendi ahlaki pusulasını yeniden sorgulamak isteyen herkes için...
“Doğa, insanlığı iki egemen gücün yönetimine tâbi kılmıştır: Acı ve haz. Ne yapmamız gerektiğini göstermek kadar ne yapacağımızı belirlemek de yalnızca onlara aittir.”
Ahlakı ve hukuku dogmaların, batıl inançların ve keyfîliğin tekelinden kurtararak rasyonel bir temele oturtan Ahlak ve Yasama İlkeleri, felsefe, siyaset ve hukuk tarihinde sarsılmaz bir dönüm noktasıdır. İngiliz faydacı düşünür Jeremy Bentham bu eserinde, salt teorik tartışmaların etrafında dolanmakla kalmayıp insan eylemlerine yön veren temel güdüleri bir matematikçi titizliğiyle tartmaktadır.
Bir eylemi suç kılan şey tam olarak nedir? Kanun koyucunun elindeki güç, intikam arzusuyla mı yoksa toplumsal faydayı artıracak rasyonel bir hesaplamayla mı kullanılmalıdır? Bentham, insan eylemlerinin ardındaki asıl güdüleri, niyetleri ve bu eylemlerin yol açtığı somut olayları fayda ilkesinin süzgecinden geçirirken, hukuku sadece cezalandıran bir aygıt olmaktan çıkarıp toplumun toplam mutluluğunu artırmayı amaçlayan işlevsel bir araca dönüştürüyor.
Adalet terazisini soyut ideallerle değil, ölçülebilir bir haz ve acı denklemiyle kuran bu eser; yepyeni ve duru bir çeviriyle okurla buluşuyor. Dünün yasalarını anlamak için değil, bugünün adalet mekanizmalarını ve kendi ahlaki pusulasını yeniden sorgulamak isteyen herkes için...